Nasîb ~ نصيب
Lugat-ı Remzi - Nasîb ~ نصيب maddesi. Sayfa: 857 - Sira: 15


Lugat-ı Remzi; Nasîb maddesi. osmanlıcada Nasîb ne demek, Nasîb anlamı manası, Nasîb osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte Nasîb hakkında bilgi. Arapça Nasîb ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada Nasîb anlamı
Lugat-ı Remzi - نصيب Nasîb ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
Nasîb ~ نصيب güncel sözlüklerde anlamı:
NASiB ::: Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. * Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
NASiB ::: Pay, hisse, kısmet. * Bir kimsenin elde edebildiği şey.
nâsî ::: (a. s.) : nisyân edici, eden, unutan, unutucu.
nasîb ::: (a. i.) : 1) pay, hisse. 2) birinin elde edebildiği şey. 3) Allah'ın kısmet ettiği şey
nasîb almak ::: [Bektaşilikte] tarikata girme tö reni yapılmak.
nâsl ::: (a. i. c. : nisâl, nusûl) : temren, ok, kargı gibi şeylerin ucundaki sivri demir.
nâsî ::: (a. s.) : nisyâtı edici, eden, nâsi| j_t; (a. u) , k|| dökucü nâçunutan, unutucu.
nasîb ::: (a. i.) : 1) pay, hisse. 2) nankör birinin elde edebildiği şey. 3) Allah'ın kısmet ettiği şey.
nâsir ::: (a. s. nesr'den) : 1) yayan,
nasîb almak ::: [Bektaşilikte] tarikata girme tö- saçan- 2' nesir va2an- reni yap. lmak. nas, r ; (a , . _ nasr. dan). nusret
nasib ::: nasip, kısmet.
NASiB ::: İnsanların en akıllısı, ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda şeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Ey Allah'ım! Seni sevmeyi ve seni seveni sevmeyi ve senin sevgine beni yaklaştıracak şeyi sevmeyi bana nasîb et ve senin sevgini (sıcak ve harâretli günde) soğuk suyu sevmekten bana daha sevimli kıl. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye)
Allah'ım bana senin yolunda şehîd olmayı nasîb et. Peygamberin şehrinde ölmeyi kısmet et! (Hazret-i Ömer)
Yâ Rabbî! Bizlere nihâyetsiz rahmet hazînenden nasîb eyle! Hepimizi doğru yoldan ayırma! (İmâm-ı Rabbânî)
2. Allahü teâlânın ezelde takdir ettiği maddî ve mânevî rızık, kısmet.
Nasîbindir gezdiren yer yer seni,
Gâfil olma âkıbet yer, yer seni.
Bana kahve sunulmadı deme sen,
Nasîbin varsa gelir Yemen'den.
(Nâbi)
nasib ::: pay , kısmet , hisse
nasîb ::: pay , hisse , kısmet
nasib ::: pay
nasib ::: Tanrı’nın kula verdiği
nâsî ::: (a. s.) nisyân edici, eden, unutan, unutucu.
nâsl ::: (a. i. c. : nisâl, nusûl) temren, ok, kargı gibi şeylerin ucundaki sivri demir.
nâsî ::: (a. s.) nisyâtı edici, eden, nâsi| j_t; (a. u) , k|| dökucü nâçunutan, unutucu.
NASİB :::